30 Aralık 2011 Cuma

OSKAR , SIMGE , YENI YIL ...

  Başlık size birbiriyle alakasız üç sözcük gibi gelebilir . Haklısınız tabii , billinen ''Oscar'' , bir  ''Simge'' olacaksa eğer , ödülleri çağrıştırmalı değil mi , yeni yılı değil ... Emin olun ki , ben de, bu sizin bilindik çağrışım sisteminizi bozmak istemiyorum . Samsun' a klasik bir tat vermiş , şehire imza atmış bir restorandan söz ediyorum , OSKAR RESTORAN dan ... Kim Arzu etmezdi ki , hala kapılarını tat uzmanlarına açık tutuyor olmasını ...  Öyle ya , gündüzleri anne tadında geleneksel Türk Mutfağıyla karşısında olacaksın , karnını doyuıracak , çayını içirecek , sıcak sohbetlerle sarıp sarmalayacaksın gelenleri sana , akşam olup , gün kendini karanlığa verince de , dost meclislerini ağırlayacaksın kendi vakar duruşunla , kolay mı ? 
 Şartlar geldi , şartlar gitti , gün geldi yoruldu Oskar da ... Siz deyin yoruldu , o desin bıktı , bir başkası desin yerini yenilere bırakma olgunluğunu gösterdi  Mert mi Mert bir tavırla . Kapadı işte kapısını , içinde yüzlerce anısıyla ...
   Hiç kimsenin tek bir anısı yoktur Oskar ' la ilgili... Ama klasikleşen bir yanı daha vardı bir grup için . Yeni yıla orada girerlerdi onlar . Biz yeni yılı orada bir aile sıcaklığında karşılardık. Arzu' nun tasarım tadındaki süslemeleri karşılardı herkesi . Sonra yine aynı tatta hazırlanmış , kendi elleriyle yaptığı sürprizli kurabiye ve pastaları olurdu mutlaka . İlk başta göremesek bile , ilerleyen saatlerde görebileceğimize emindik onları . Yemekler hiç umurumuzda değildi zaten , ne yiyeceksek harika şeyler olduğunu biliyorduk ki :) Bir de bol kepçe tabii :) Hindi nefis , iç pilav harika , e daha ne olsun , benim kadar çok yiyenler de mutlu , kocaman tabak dolusu servis , missss gibi ... Küçük çocukları olanlar da rahattı ayrıca, miniklere de üst katta masalar kurulmuş , oyuncakları masalarına serpiştirilmiş olurdu . Hem uykuları gelince uyuyabilecekleri masalsı divanlar olurdu yanıbaşlarında . Anneler rahat etsindi ...
  Feridun abimizin klasikleşen Oskar Tombalası hiç atlanmazdı . Sallar durur , çeker durur , gür sesiyle bizim cılız seslerimizi bastırır ve ' Birinci Çinkocu' yu yanına alıverirdi çabucak . Müziğimizi de kendimiz yapardık , halayımızı da  ... Tıka basa doldurduğumuz için her yeri , bize oynayacak çok yer de kalmazdı gerçi ama heyhat kimin umurundaydı ki bu . Açmazdık kollarımızı pek sağa sola oynarken ama kalbimizi birbirimize zaten açmıştık , bir aile tadında yakındık hepimiz kendimize ...
   O yüzden koyamadık yerine başka bir yeri . Evde gibi geçirilen , girilen bir  yılbaşı gecesinin en yakın alternatifi EV dir . Sıcacık bir ev , hep tüten bir ocak , içinde huzur ve gülen yüzler diliyorum herkese ... Mutlu Yıllar ...





1 yorum:

  1. matmazel yeni keşfettim yazılarını ve etkilendim.
    süpersin....
    teşekkürler....
    ey gidi ey....oskar....
    demek ki yaşadığımız güzellikler ,yanımıza kar kaldı....
    bi şey varken kıymetini bilmek lazım, kaybedince değerini anlıyoruz ama nafile.....

    YanıtlaSil